08 12 2014

Siyaseti niçin sevmiyoruz. #AaaPolitikOluyoruz

Siyaseti niçin sevmiyoruz. #AaaPolitikOluyoruz  Siyaset; Siyaset veya politika, devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili görüş veya anlayış. Siyaset kelimesi Arapça Seyis (At Bakıcısı) kelimesinden, Antik Yunan’da ise politika, "polis"e veya kent’e ait etkinlikler biçiminde türemiştir. Genel olarak; a. Yöntem. b. Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatı, siyasa, siyaset. c. Bir hükümet, şirket, kurum veya kişinin görüş, felsefe, amaç ve tutumunun belirli şekilde ifadesi, bu görüş, felsefe veya amaç doğrultusunda bir hareket planı uygulaması. d. Bir ereğe varmak için karşısındakilerin duygularını okşamak, zayıf noktalarından ya da aralarındaki uyuşmazlıklardan yararlanarak işini yürütmek, anlamlarıyla geliyor. 12 eylül cuntasının ve işçi düşmanlarının sürekli yürüttüğü karşı kampanyalardan ve partilerin siyasi grupların başındakilerin bu parti ve siyasi grupları kendi siyasi ve ekonomik rantsal çıkarları doğrultusunda şirket gibi kullandıkları için bizler siyaseti bu anlamda reddediyoruz. O zaman kendi elimizle yurttaşlık haklarımızı doğrudan kullanma olanaklarını meşru anlamda yok etmiş oluyoruz. Siyaset sözü Türkiye genelinde ve aramızda da yani yaşam alanlarını ve yaşamı savunan insanlar arasında da maalesef en yanlış anlamlarıyla kullanılıyor; -Siyaset yapmayın!  İyi de siyaset yapmak bir sağ ya da sol örgütün propagandası anlamına gelmiyor ki. Hepimiz bir yaşam alanını kimden korumak durumundayız? Devlet ve şirketlerin başına buyruk halkı ve yaşamı hiçe sayarak uyguladıkları “politikalardan” O zaman bu politikalara karşı duruşumuz ve ister bir örgüt aracılığıyla ister bireysel olarak karşı çıkalım, tüm bu tavrım... Devamı

12 05 2014

"Yeni türden ekoloji hareketleri ve iletişim sorunlarına yeni ya

"Yeni türden ekoloji hareketleri ve iletişim sorunlarına yeni yaklaşımlar." (*) İletişim, yaşamsal bir olgudur. Yiyeceğe giyeceğe erişmede barınağa ulaşmada yaşamı sürdürecek araçları kullanmada her türlü gereksinimin karşılanmasında canlı cansız tüm özne ve nesneler arasındaki ilişkide temel olgudur. Bir mücadelede duyuru, görüş alışverişi, sesli düşünme biçimi, ortak akıl üretme, konsensus yaratma aracı olarak da iletişim belirleyici rol oynar. Su hayatı yaratır iletişim ise suyun yaptığını tamamlar su yaratır iletişim yaşatır. Bir mücadeleyi yok etmek isteyenler öncelikle iletişimi ortadan kaldırmaya çalışırlar, çağlar boyunca. Eski dönemlerde en etkili olarak iletişim araçlarını kimler kullanabilmişlerse başarılı olmuşlardır. İktidar savaşlarının devrimlerin bile iletişim stratejilerine bağlı olarak yürütüldüğü görülmüştür. Lenin’in öndeliğinde Bolşevikler Narodniklerden aldıkları devasa iletişim mirasıyla çarlığı ortadan kaldırmışlardır. Çarlık karşısında haklılık meşruiyet en fazla gazete dergi bildiri ve sokak radyoları yayını yapan Bolşeviklerin ürettiği olgularla örülmüştür. Trenler atlar fabrikalara tarlalara ormanların içine Sibirya’nın buzullarına bile çarlığın değil Bolşeviklerin sözlerini taşır olmuştur. Yıkılmakta olan Osmanlı’dan yeni bir ülke doğmasına etken olan Kuvvacılar ve Mustafa Kemal Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar çektikleri telgraflarla ve tatarların ulaştırdığı mektuplarla Türkiye fikriyatını ulaştırmayı başarabildikleri için, iletişimde en güçlü oldukları için ülkenin kaderini belirleme olanağı bulmuşlardır. Bu klasik iletişim araçlarına sonradan yeni araçlar eklenmiştir ... Devamı

02 05 2014

1977 İşçi Katliamından 2014’e

1977 İşçi Katliamından 2014’e yine sermayenin dümensuyunda demokrasi katledildi! 1 Mayıs ve Taksim yasakçıları, işçi düşmanları, 1 Mayıs 1977 katliamını yapanların yolundan yürüdü. 1 Mayıs 1977 Katliamını yapanlar, işçi sınıfının mücadelesini kırmak için yaptılar. Yetinmediler ülkenin en önemli işçi lideri Kemal Türkler'i katlettiler. İşçi haklarını topyekün ortadan kaldırıp işçilerin ekonomik ve politik halkarını gaspetmek için. Yetmedi 12 Eylül Faşist darbesini yaptılar. Kenan Evren öncülüğünde yaptırılan faşist darbe sonucu Sermaye sendikasının başı Turgut Özal'ı başa getirdiler. Küresel sermayenin dümensuyunda bir ekonomi yarattılar. Ardından Denizlerin idamına ses çıkarmayan ve 1977 Katliamında başbakan olan Süleyman Demirel'i Cumhurbaşkanı yaptılar. 1 Mayıs ve Taksim yasakçıları işçi düşmanları, 1 Mayıs 1977 katliamını yapanların yolundan yürümeye devam etti.   Bütün bunların sonucu olarak işçilerin hakları ve özgürlükleri yok edildi. Patronların iki dudağı arasına işçilerin yaşamları hapsedildi. Hükümetler işçi patron arasındaki mücadelede hep sermaye yanlısı davranmaya devam etti. Bugün de Taşeron işçiliği bu ülkeye genel geçer işçilik olarak dayatanlar, Kenan Evrenler'den Demirellerden 1 Mayıs 1977'yi kana bulayanların yolundan gidiyor. Tüm bunlar olup biterken aslında küresel sermayenin dümen suyunda olduklarını biliyoruz. Asla kendi kafalarına inançlarına göre politika yaptıkları görünümünün gerçek olduğunu sanmayın. Dün açık destek veren küresel güçler bugün bunlar meşruiyetlerini ve yasallıklarını yitir... Devamı

10 04 2014

Kurnaz Bezirganın Şifresi; Cumhurbaşkanlığı Seçimlerine Hizmet E

Kurnaz Bezirganın Şifresi; Cumhurbaşkanlığı seçimlerine hizmet eden yumruk Yumruk atıldı hedef netti; Kılıçdaroğlu. Kılıçdaroğlu öldürülmek istenmişti de başarılamamış yediği yumrukla ucuz mu atlatmıştı? Değil; -        Yumruk atılan kişi RTE’nin karşısında Cumhurbaşkanlığına en güçlü aday olarak gördüğü Kılıçdaroğlu.  Kılıçdaroğlu kim; Ankara seçim çalışmalarında ortaya çıktığı gibi Sağdan MHP’ye yakın kesimlerden Milliyetçi Muhafazakar çevrelerden  oy alabilecek duruma gelen kişi Bu olayın taşlarını yerine oturtalım. Yumruk atanın kimliğiyle savcılar ilgilensin. Biz imajıyla ilgilenelim. -        Milliyetçi Muhafazakar, Ak Partili, Biraz MHP Biraz BBP görünümlü, ülkücü ama sağcı belli ki AKP’ye gönlü kaymış. Olayın ardında AKP mi var? Savcının işi. “Bir iş başardığında” ağzı kulaklarına varırcasına gülen Melih Gökçek de olabilir mi? Bu da savcının konusu. Kılıçdaroğlu’na bir yumruk atılır. Ardından saldırgan mağdur bir “vatansever” olarak kendini savunur! -        "Kılıçdaroğlu’na gıcığım o vatan haini..." Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırı bitti mi? Kılıçdaroğlu’na saldırıyla ilgili çok kolay ulaşılan “bilgiler” bulmaca çözmeye meraklı ortalama insanın dedektifliğe soyunarak ulaşacağı bilgiler olarak ortaya saçılmış duruyor; Kilit olaylar; Yumruk atılırken geniş tabloda neler oluyor; -        Recep Tayip Erdoğan, Cumhurbaşkanının niteliklerinin neler olması gerektiğini açıklıyor. -        CHP Ankara&rsq... Devamı

31 12 2013

Türkiye'nin Yolu

Bu son yıl Gezi Direnişi yılı oldu. Gezi Direnişi'nin ele aldığı ve veya ortaya koyduğu sorunlar eski yıldan çoktan yeni yıla taştı ve 2014 yılına da Gezi Direnişi şimdiden damgasını vurmuş durumda. Beton değil ağaç, rant değil yaşam, birleştiricilik, yapıcılık, doğayla içiçelik, emeğe, doğaya hayvana insana saygı, karşıtının dahi varlığını tanıma, ortak bir hukuka bağlılık, şiddetten arındırılmış bir yaşam Gezi'nin karakteristik özellikleri arasında temel özellikler olarak yer aldı. Bu özelliklerden dolayı küresel çapta önemli bir sembol oldu. Türkiye geleceğine gezi penceresinden bakmaksızın sorunlarını çözemeyecek bir duruma girdi. Salt seçimlerle ülkenin rayına oturmasını beklemek artık hayal olur. AKP Gezi'den sonra manevra yaparak Türkiye'nin temel sorunlarını çözecekmiş gibi anayasa konusuna ve barış sürecine ilişkin demokratikleşme paketini açıkladı. Bu paketin içeriğinin boş olacağını daha önceden gezi duyarlılığıyla ilan etmiştik. Öyle de oldu. AKP salt kendi çoğunluğuna dayalı bir meclise konuyu hapsederek Anayasa yapmaya kalktı. Kendi kurduğu kulis ortamını yine samimiyetsizce kendi terk etti. Kaldı ki bu meclisin yapacağı bir anayasa yine de demokratik olmayacak ve meclis dışı milyonlara gruplara partilere sendikalara derneklere odalara sözünü söyletmeden dayatmacı bir anayasa oluşmuş olacaktı. Öte yandan kürt özgürlük hareketini "tutsak etme yöntemi olarak barış süreci işliyor görüntüsüyle Rojava'nın katillerinden Rojava'yı Hrant Dink'in katillerinden Hrant'ın katillerini sorgulamayı bekler olundu. Bu ortamda Gezi AKP'yle demokrasiye geçilemeyeceğini göstermiş olduğu için ülkenin yeni bir siyasi hareketi olarak kendi sorunu olan parkın çok çok öte... Devamı

11 10 2013

Gezi'yi seçimlere indirgemek teslim olmaktır

Seçimden seçime demokrasi olmaz, diyenler politik duyarlılığını sürekli gösterebilen dinamik bir toplum öngörüyor. Seçimden başka bir şey bilmeyenlerse uyuşturulmuş, köleleştirilmiş, kula kulluk etmeye alıştırılmış bir toplum tahayyül ediyor.  Gezi’yi seçimlerde siyasal ranta dönüştürme çabasını sayısız kişi, kurum ve partilerde görmek mümkün. Bu bir dereceye kadar anlaşılabilir ama Gezi'yi alet ederek muhalif birey, parti, kurum ve kuruluşlara kara çalarak devletle özdeşleşmiş AKP ve de onların yapıştırıcı unsuru Recep Tayyip Erdoğan'ın önünü açmaya çalışmak kimseye fayda sağlamaz. Gezi ruhu ne idüğü belirsiz bir "Kutsal"a dönüştürülerek “Bu ruha şu uymaz” fetvacılığı da bilinçleri bulandırmaktan öte bir anlam taşımamaktadır. Seçimlerde muhalifleri güçlendirecek her çaba Gezi mücadelesinin özüyle bağdaşabilir ama Gezi bileşenlerini karalamaya kalkma çabaları asla... En doğrusu Gezi'yi doğru algılamak ve süreç olarak bilmekten geçer.  Gezi direnişi öncelikle parkı ve alanı savunanlar için bir yaşam alanı ve onur mücadelesiydi. Yok sayılan, hiçe sayılan, kaale alınmayan, aşağılanan, kentini kendini ve yaşamı savunan insanlara parka yasadışı ve meşru olmayan bir tarzda dalan kepçeyi durdurmaya giden süreci ören insanlar ilk 50 bin imzayı toplayıp Taksim dayanışması olarak kurula sunduklarında II. Numaralı Koruma Kurulu Taksim Kışlası Projesini reddetti ve buraya inşaat yapılamayacağına karar verilmişti.  Bunun üzerine Taksim nöbetçileri 32 gün sürekli olarak sürdürdükleri imza kampanyasını Haftada bir güne indirmiş ve yalnızca cumartesi günleri saat 15... Devamı