11 01 2015

Yaşam alanlarından sermayeyi kovma yolu ekoloji-politik

Yaşam alanlarından sermayeyi kovma yolu ekoloji-politik

Bu politika, köylüler derelerini sularınıellerinden hes projeleriyle almaya kalkan şirketlere karşıne yapıyorlar ve ne yapmalarıgerekiyorsa onlarıiçeriyor. Hes projelerine karşı15 ylıaşkın bir süredir mücadele ediliyor.

Bu politika başka politika:

Önceleri bize dokunmayan yılan bin yaşasın sözüyle bilinci bulanmışköylüler kendi derelerine olmasın da nereye yapılırsa yapılsın, diyorlardı. Bütün köylere derelere bu projelerin yapılmaya çalışıldığınıöğrenince ve köyler birbirlerinden ve herkesten bu haklıdavalarına destek istemeyi zorunlu görünce, hiçbir yere yapılmasın demeye başladılar.

İşin tuhafıher köy bu mücadeleyi vermek zorunda kendisinin neredeyse tarihte ilk olduğunu bunun bir yanlışlık olduğunu ve devletin bu yanlışlığıdüzelteceğini düşünüyor, iktidar partisinden tanıdıklarından medet umuyordu.

Heslerin temiz enerji kaynağıolduğu ileri sürülüyor ve birçok çevreci stk ve grup da bu masala destek veriyordu.

 

Kazın ayağıöyle değilmiş;

jandarma polis şirket yetkililerinin birlikte hareket ettiğini gören, yerlerde sürüklenen köylüler, benzer durumların Bolivya'da, Brezilya'da, Hindistan'da ... asrın su savaşlarıolarak yaşanmakta olduğunu öğrendikçe bunun günümüz kapitalizminin özel bir saldırısıolduğunu kavramaya başladılar.

Hes karşıtımücadele özetle "devlet-şirket dereyi terket" derken antikapitalist karakterini anlatır oluyordu.

Temiz enerji masalına karşı ise  "hesten önce hesten sonra"fotoğraflarıyla verilen karşılık sermaye çevrelerinin bir politik argmanını daha işlevsiz hale getiriyordu.

Heslerin Türkiye'de bir küfür gibi algılanmasısonunda başarılmıştı. Yuvarlakçaylıların başarısı, Sarıyazmalıların loçta ve istanbulda şirket önündeki destansıdirenişlerinin top yekün Dünyanın üçüncü harikasıvala kanyonunu kurtarmasıve asla teslim olmayan karadenizlilerin direnişleri bunu başarmıştı.

Hes mücadeleleri sürüyor.;

Bu alana yönelik farklıpolitikalar geliştirilip kimi yerlerden bu projeler sökülüp atılmışken bir çok yerde de sular yataklarından çalınmış, şirket politikalarının uzantısıolan borulara hapsedilmişdurumda. Kimi yerlerde de kıran kırana bir mücadele var.

Hes karşıtımücadele "derelerin kardeşliği" hareketinin omuzlarında yükseldi, "anadoluyu vermeyeceğiz" hareketiyle birbirine kenetlendi, "suyun ticarileştirilmesine hayır platformu" yla yankıbuldu, "karadeniz isyandadır platformu" nun borozanlığı, politika ve propaganda gücüyle dünya çapında görünür oldu.

Ekoloji mücadeleleri sadece Hes mi;

Termik santral, taşocakları, madencilik hepsi ekolojik felaket nedeni olarak son hız devam ediyor. Nükleer santral belasıise özellikle devlet eliyle sürekli gündemde başsıraya yerleştiriliyor.

Ekoloji Mücadelelerinin 30 yıllık kanayan yaraları var;

Bergama, Hasankeyf, Mersin- Sinop Nükleer …

Politika yıllardır ekoloji sözkonusu olduğunda bu alanda deneyimli ve duyarlıinsanlar tatafından üretilmeye çalışılıyor. Bu noktada en önemli şey bölgesel ve küresel çapta mücadelelere kaynaklık edecek politikalar üretmek olarak ortada duruyor. Karşıtarafta ise devletin her aygıtıve şirketlerin stratejistleri küresel çapta bağlantılarıvar.

Köylerinde canı yananlar olarak heslere termik santrallere devasa maden ocakları yıkımına karşı koyanlar aslında yalnız başına "ülkesi için yatırım yapan masum" şirketlerle değil, bu şirketlerle birlikte arkalarındaki yerli yabancı sermayeyle konsorsiyumlarla, gizli açık bir dizi anlaşmalarla .. küresel güçlerle ve bunlara onay veren devlet güçleriyle mücadele etmekte olduklarını çok geç fark ediyorlar.

Bütün bu ekolojik yıkım politikalarının her hamlesini önceden görüp savuşturmak için ekoloji plitikalarına ve ekoloji politikacılarına gereksinim olduğu ortada. Fakat bu da bu alanda kimler nasıl rol alıyor ya da almalı sorusunu gündeme getiriyor.

Yarın Yeşil Dergi İçin yazdığım yeni yazım 10.01.2015

0
0
0
Yorum Yaz